X
button-icon

Diyabetik ayak yüzünden ayağınızı kaybetmeyin

Diyabetik Ayak Tedavisi

Diyabetik ayak, diyabet hastalığının neden olduğu en ciddi ve sık görülen komplikasyonlardan biridir. Bu durum, sakatlık, uzuv kaybı ve yaralanmalara yol açabilirken, hastanede uzun süreli yatış gereksinimini de beraberinde getirir. Ancak bu komplikasyon, aslında önlenebilir bir durumdur.

Diyabet, kişinin karbonhidrat, yağ ve proteinleri gerektiği gibi kullanamamasına yol açan kronik bir metabolizma bozukluğudur. Bu hastalık, insülin eksikliği veya insülinin etkisizliği sonucu ortaya çıkar. Diyabet, sürekli tıbbi bakım gerektirir ve vücudun birçok organında tahribata neden olabilir. Yüksek kan şekeri, sinirler ve damar sistemi başta olmak üzere birçok sistem üzerinde zararlı etkiler bırakır. Diyabetin bu etkileri sonucunda, diyabetik ayak hastalığı gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir.

Sinir sistemi hasarı, diyabetin sık rastlanan sonuçlarından biridir ve "diyabetik nöropati" olarak adlandırılır. Sinir sistemi, vücudumuzun işleyişini sağlayan motor, otonom ve duyu sinirlerinden oluşur. Motor sinirlerin etkilenmesi kas işlevlerini bozarak, ayak ve parmaklarda şekil bozukluklarına yol açabilir. Bu durum, çekiç parmak, pençe parmak, düşük ayak gibi deformasyonlara neden olabilir. Bu tür şekil bozuklukları, ayak yapısının daha fazla hasar görmesine zemin hazırlar.

Otonom sinirlerin zarar görmesi, deri salgı bezlerinin işleyişini bozarak cildin kurumasına ve çatlamasına neden olur. Bunun sonucunda, ayak derisinde enfeksiyonlara açık hale gelen çatlaklar oluşur. Ayrıca, kan dolaşımını düzenleyen sinirlerin bozulması, kanın ayaklara yeterince ulaşamamasına yol açar. Bu durum, dokuların beslenmesini zorlaştırarak yaraların iyileşmesini engeller.

Duyu sinirlerinin hasar görmesi ise his kaybına neden olur. Diyabetli bir hasta, bu his kaybı nedeniyle ayağında meydana gelen kesik, yanık veya diğer yaralanmaları fark edemez. Fark edilmeyen bu yaralanmalar, tedavi edilmedikçe ilerleyerek ciddi enfeksiyonlara ve doku kayıplarına neden olabilir.

Sinir sistemi hasarlarının yanı sıra, diyabet yüksek kan şekeri düzeyinin damar duvarlarında oluşturduğu tahribat nedeniyle damar tıkanıklıklarına da yol açar. Tıkalı damarlar, dokulara yeterli kan taşıyamaz ve bu durum dokuların hasar görmesini hızlandırır.

Diyabetik nöropati, kan dolaşımı bozukluğu ve his kaybı gibi faktörlerin bir araya gelmesi, ayakların yara oluşumuna açık hale gelmesine neden olur. Diyabetik ayakta meydana gelen yaralar, sağlıklı bireylerdeki gibi kolayca iyileşmez. Bu yaralar enfekte olduğunda, tedavi edilmezse uzuv kaybı gibi ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Tüm bu tablo, "Diyabetik Ayak" rahatsızlığını tanımlar.

Diyabetli bireylerin yaklaşık 25’i, yaşamları boyunca diyabetik ayak yarası geliştirme riski taşır. Bu durum, hem yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür hem de alt ekstremite ampütasyonları ve yüksek tedavi maliyetleri gibi sorunlara yol açar. Araştırmalar, diyabete bağlı uzuv kaybı yaşayan bireylerin üç yıllık yaşam beklentisinin yalnızca yüzde 50 olduğunu göstermektedir. Bu oran, birçok kanser türünün yaşam beklentisinden daha kötüdür.

Bu nedenle, diyabetli hastaların ayaklarında oluşan yaraların zamanında ve doğru bir şekilde tedavi edilmesi kritik öneme sahiptir. Bilimsel çalışmalar, diyabetik ayak hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış yara bakım merkezlerinde tedavi edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Uyguladığımız Tedaviler

Kan Şekeri Kontrolü

Diyabetik ayağın en önemli nedenleri, diyabetik nöropati ve damar sisteminde oluşan hasarlardır. Ancak bu durumların ortaya çıkmasının temelinde, kan şekerinin yüksekliği ve kontrol altına alınamaması yatar. Bu nedenle, diyabetik ayak tedavisinde ilk adım, hastanın kan şekerinin düzenlenmesidir.

Eğer hasta ağızdan alınan diyabet ilaçları kullanıyorsa, insülin tedavisine geçilmesi gerekebilir. Halihazırda insülin kullanan hastalarda ise insülin dozlarının yeniden değerlendirilip uygun şekilde ayarlanması önemlidir. Kan şekeri kontrol altına alınmadan diyabetik ayak tedavisinin etkin bir şekilde ilerlemesi mümkün değildir.

Ücretsiz Bilgi Alın

Damar Sorunlarının Giderilmesi

Diyabetik hastalarda damar sorunları iki temel şekilde ortaya çıkar. İlki, ana atardamarların duvarlarında diyabetin yol açtığı hasar nedeniyle gelişen damar tıkanıklıklarıdır. İkincisi ise otonom sinir sistemindeki diyabete bağlı hasarın, damar çeperindeki kasları etkilemesi ve bunun sonucunda kanın uç noktalara ulaşamamasıdır.

Otonom sinir sistemindeki hasarın günümüzde mevcut tedavi yöntemleriyle geri döndürülmesi genellikle mümkün değildir. Bu nedenle, diyabetik hastalarda öncelikli hedef, ana atardamarlardaki tıkanıklığın tedavi edilmesidir.

Bu amaçla, endovasküler yöntem adı verilen bir teknik kullanılır. Kalp anjioplastisine benzer şekilde, damarlar bir kateter yardımıyla balon ya da stent kullanılarak açılır. Eğer bu yöntemle sorun giderilemezse, by-pass cerrahisi gibi daha kapsamlı cerrahi müdahalelerle damar tıkanıklığı çözülmeye çalışılır. Bu yaklaşımlar, diyabetik damar sorunlarının yönetiminde önemli bir yere sahiptir.

Ücretsiz Bilgi Alın

Nöropati (Sinir Hasarı) Tedavisi

Diyabetik ayakla ilişkili nöropati, sinir hasarının neden olduğu ve ayağın hissizleşmesine yol açan bir durumdur. Yüksek kan şekeri seviyeleri, sinirlerin zarar görmesine neden olarak hastaların yaralanmaları fark etmemesine ve yaraların kötüleşmesine yol açar. Nöropati tedavisinde en önemli adım, kan şekeri seviyesinin kontrol altına alınmasıdır. Bu, sinir hasarının ilerlemesini yavaşlatmak ve mevcut semptomları hafifletmek için kritik bir gerekliliktir.

Diyabetik ayakta ağrılı nöropati söz konusu olduğunda, ağrı yönetimi için ilaç tedavisi uygulanır. Antikonvülzanlar, antidepresanlar ve topikal ağrı kesicilerle birlikte B vitamini takviyeleri, sinir işlevini desteklemek için yaygın olarak kullanılır. Ayrıca, ayaktaki yaraların iyileşmesini desteklemek ve dolaşımı artırmak amacıyla düzenli egzersiz ve uygun ortez kullanımı önemlidir.

Tedavide multidisipliner bir yaklaşım gereklidir. Diyabetik ayak yaralarının iyileşmesini sağlamak için yara üzerindeki basıncı azaltan yöntemler, nöropati tedavisiyle birleştirilmelidir. Kan dolaşımını artırmak ve yara iyileşmesini hızlandırmak için fizyoterapi ve gerektiğinde cerrahi müdahaleler de tedavi planına dahil edilebilir. Düzenli kontrol ve doğru tedavi yöntemleriyle, nöropati ve diyabetik ayağın neden olduğu komplikasyonlar minimize edilebilir.

Ücretsiz Bilgi Alın

Yeni Kılcal Damarların Oluşturulması

Diyabetik ayak yaralarının iyileşmesinde, dokuların yeterli oksijen ve besin alımını sağlayan sağlıklı kılcal damarların varlığı hayati önem taşır. Diyabete bağlı damar hasarları, kan dolaşımını azaltarak yara iyileşmesini engeller ve enfeksiyon riskini artırır. Bu nedenle, tedavinin temel hedeflerinden biri, yeni sağlıklı kılcal damarların oluşumunu teşvik etmektir.

Yeni damar oluşumunu desteklemek için kullanılan yöntemlerin başında, hiperbarik oksijen tedavisi gelir. Bu tedavi, yüksek basınç altında hastaya saf oksijen verilerek dokulara oksijen taşınmasını artırır ve angiogenez (yeni damar oluşumu) sürecini uyarır. Bunun yanında, büyüme faktörleri ve kök hücre tedavisi gibi biyolojik yöntemler, hasarlı bölgedeki hücreleri yenileyerek yeni damarların oluşumuna katkıda bulunur.

Kan dolaşımını artırmak için endovasküler müdahaleler ve cerrahi yöntemler de tercih edilebilir. Örneğin, tıkanmış damarların balon anjiyoplasti veya stent uygulamaları ile açılması, dokulara daha fazla kan ulaşmasını sağlar. Fiziksel aktivite ve egzersiz, mevcut damarları güçlendirmek ve kılcal dolaşımı iyileştirmek için önemlidir. Tüm bu yöntemler, multidisipliner bir yaklaşımla uygulanarak diyabetik ayak tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilmesine olanak tanır.

Ücretsiz Bilgi Alın

Enfeksiyon Tedavisi

Diyabetik ayağa bağlı uzuv kayıplarının %60’ı, ayakta oluşan yaraların enfekte olması sonucu gerçekleşir. Bu nedenle, enfeksiyonun etkin bir şekilde tedavi edilmesi, diyabetik ayak tedavisinin kritik bir parçasıdır.

Eğer enfeksiyon yayılmış ve hastanın yaşamını tehdit eden bir boyuta ulaşmışsa, olası etkenler göz önünde bulundurularak acil olarak geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine başlanır. Ancak bu durum söz konusu değilse, yaradan alınan örnek üzerinde yapılan incelemelerle enfeksiyon etkeninin belirlenmesi ve bu etkenin antibiyotik duyarlılığına göre tedavi planlanması en doğru yaklaşımdır.

Ne yazık ki, birçok diyabetik ayak hastasında enfeksiyon etkenine yönelik olmayan, gereksiz ve fazla antibiyotik kullanımı yaygındır. Bu durum, zamanla enfeksiyon etkenlerinin antibiyotiklere direnç geliştirmesine yol açarak tedaviyi zorlaştırır.

Ayrıca, diyabetik hastaların önemli bir kısmında böbrek fonksiyonları etkilenmiştir ve antibiyotiklerin yan etkileri böbrek yetmezliğine sebep olabilir. Bunun yanı sıra, diyabetik hastalar genellikle çok sayıda ilaç kullanır. Bu nedenle, başlanacak antibiyotiğin diğer ilaçlarla etkileşimi dikkatle değerlendirilmelidir.

Tüm bu nedenlerle, antibiyotik seçimi yapılırken enfeksiyon etkeni, hastanın böbrek fonksiyonları, mevcut ilaç tedavileri ve diğer bireysel faktörler titizlikle göz önünde bulundurulmalıdır. Bu yaklaşımla enfeksiyon tedavisinin etkinliği artırılabilir ve yan etkiler minimize edilebilir.

Ücretsiz Bilgi Alın

Debridman

Diyabetik ayak yarasında, oluşmuş tüm ölü ve enfekte dokuların temizlenmesi gerekir. Bu işlem, hastanın yürümesine olanak sağlayacak şekilde, anatomik yapıya ve sağlam dokulara zarar vermeden gerçekleştirilmelidir. "Debridman" olarak adlandırılan bu işlem, keskin debridman, biyolojik ya da kimyasal yöntemlerle yapılabilir.

Keskin debridman, özellikle bu konuda deneyimli ve ayak anatomisini iyi bilen bir hekim tarafından gerçekleştirilmelidir. Diyabetik hastaların birçoğunda duyu kaybı bulunduğundan, hastalar debridman sırasında genellikle ağrı hissetmezler. Ancak damar sorunları ön planda olan hastalarda ağrı kontrolü sağlanması önemli bir gerekliliktir.

Debridman sırasında, yara iyileşmesini engelleyen işlevsiz tüm dokular, enfekte kemikler de dahil olmak üzere, uzaklaştırılır. Amaç, yarayı mümkün olduğunca temiz bir hale getirmektir. Keskin debridman işlemi, bistüri (neşter), küret, fırça gibi klasik cerrahi aletlerle yapılabileceği gibi; ultrasonik cihazlar veya yüksek basınçlı su jetleri (örneğin Versajet®) gibi modern ekipmanlarla da gerçekleştirilebilir. Bu işlem, enfekte dokuların temizlenmesiyle yaranın iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyonların önüne geçilmesine yardımcı olur.

Ücretsiz Bilgi Alın

Yara Bakımı Uygulamaları

Diyabetik hastalarda yara iyileşme süreci, sağlıklı bireylerdeki gibi değildir ve birçok zorluk barındırır. Özellikle kan şekerinin yüksek olduğu durumlarda, yara iyileşmesini sağlayacak hücrelerin çoğalması durur ve bu hücreler kendilerini yenileyemez. Bu durum, iyileşme sürecini ciddi şekilde olumsuz etkiler.

Halk arasında, diyabetik hastaların yaralarının geç iyileştiği ya da hiç iyileşmediği yönündeki inanış, geçmişte doğruydu. Ancak günümüzde modern yara bakım ürünlerindeki gelişmeler sayesinde bu algı büyük ölçüde değişmiştir. Doğru tedavi ve uygun ürün kullanımı ile diyabetik yaraların iyileşme süreci başarılı bir şekilde yönetilebilmektedir.

Bununla birlikte, her yara için hangi ürünün kullanılacağının doğru bir şekilde belirlenmesi büyük önem taşır. Ayrıca, aynı hastada yaranın iyileşme sürecinin farklı aşamalarında farklı ürünlerin kullanılması gerekebilir. Bu nedenle, yara bakımında uzmanlaşmış kişiler tarafından yapılan dikkatli bir değerlendirme, tedavi başarısında kilit rol oynar.

  • A) Yara Örtüleri: Açık yara her zaman dış etkenlere karşı korumasız durumda olduğundan yarayı bir yara örtüsü ile kapatmak gerekir. En çok uygulanan yöntem yaranın steril bir yara bezi (yaygın bilinen adı ile gazlı bez) ile kapatılmasıdır.

    Ancak modern yara bakımında bir yara örtüsünden sadece yarayı kapatması beklenmez. Örtü yarayı kapatmakla birlikte yarayı enfeksiyona karşı korumalı hatta var olan enfeksiyonu tedavi edebilmeli, yarada oluşan sıvıyı emebilmeli ya da kuru yaralarda yaraya iyileşmeyi sağlayacak nemli ortamı sağlayabilmeli ve yaranın kapanmasını sağlayacak hücrelere ve yara dokusuna destek verecek kollajen içerikli olabilmelidir.

    Günümüzde değişik boyutlarda ve bir veya birden çok etkinlik gösterebilen onlarca yara örtüsü vardır. Yara örtüsünü kullanırken yaranın gereksinimlerine göre uygun örtü seçilmesi önem taşır.

  • B) Antiseptik Solüsyonlar: Geçmişte yaralar genellikle iyotlu solüsyonlar ile yıkanarak temizlenirdi.

    Yapılan çalışmalar, bu tür iyotlu antiseptik solüsyonların mikroorganizmalara karşı etkinliği olsa da yarada üretken hücrelere zarar verdiğini ortaya koydu.

    Bu nedenle artık, hem yara yüzeyindeki enfeksiyon etkenlerine karşı etkili hem de yaranın kapanmasını sağlayacak hücrelere zarar vermeyen antiseptik solüsyonların kullanımı, diyabetik ayak yaraları için tercih edilir hale geldi.

  • C) Negatif Basınçlı Yara Tedavisi: Bu yöntemde yaranın üzerine özellikli bir sünger konur ve üzeri hava geçirmez bir bant ile kapatılır.

    Bandın üzerinde açılan küçük açıklığa negatif basınç sağlayacak cihaz konumlanır ve yara tekrar kapatılır.

    Bu yolla yara yüzeyine negatif basınç uygulanarak hem yaradaki iyileşmeyi engelleyen doku ve enfeksiyon artıkları temizlenir hem de yara yerine hücreleri uyaracak tepki hücreleri iletilmiş olur. Hatta enfekte yaralarda gümüş emdirilmiş süngerler kullanılabilir ya da yara yüzeyinin aralıklı olarak antiseptik solüsyonlarla yıkaması sağlanabilir.

  • D) Büyüme Faktörleri: Diyabetik ayak hastalarında yapılan çalışmalar, bu hastalarda yara kapanmasının gecikmesine yol açan önemli faktörlerden birinin de dokuda olması gereken büyüme faktörlerindeki eksiklik olduğunu ortaya koydu.

    Örneğin, Epidermal Büyüme Faktörü, normal yara iyileşmesinde çok önemli görevler yapan bir faktördür ve ne yazık ki diyabetik hastalarda hücreler tarafından ya yeterince sentezlenemez ya da etki göstereceği mekanizmalar diyabet nedeniyle hasara uğramıştır.

    Diyabetik ayak yarası olan hastalarda kullanılan büyüme faktörlerinin yaraların daha çabuk kapanmasını sağladığı, yapılan bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Ancak bu ürünler uygun hasta seçilerek kullanılmalıdır. Hangi hastada hangi büyüme faktörünün, hatta hangi formunun kullanılacağının doğru bir şekilde belirlenmesi büyük önem taşır.

  • E) Yükten Kurtarma: Diyabetik ayak yaralarında, yara üzerindeki basıncın kaldırılması, iyileşme süreci için kritik bir unsurdur.

    Üzerine basılan ve sürekli basınç altında kalan bir yaranın iyileşmesi neredeyse olanaksızdır. Bu nedenle, yara tedavisinde belirli bir süre de olsa yaranın üzerindeki basıncı engelleyecek yöntemler kullanılmalıdır. Bu yaklaşım, "yükten kurtarma" olarak adlandırılır.

    Yükten kurtarma için genellikle uygun ortezler (özel olarak tasarlanmış ayakkabılar) kullanılır. Gerektiğinde, yaranın daha iyi korunması amacıyla alçı uygulamaları da önerilmektedir.
Ücretsiz Bilgi Alın

Rekonstrüksiyon İşlemleri

Diyabetik ayak yarasında temel amaç, yarayı rekonstrüksiyon (onarım) ile kapatmaya hazır hale getirmektir.

Bu nedenle tedavinin en önemli aşamalarından biri rekonstrüksiyon aşamasıdır. Uygun şekilde tedavi edilen bazı yaralar, tedavi sürecinde kendiliğinden kapanabilirken, bazı yaralarda bu süreç uzun sürebilir veya hiç gerçekleşmeyebilir.

Böyle durumlarda, yaraya ve ayağa rekonstrüksiyon uygulanması gerekebilir. Bu işlem genellikle cerrahi bir müdahale ile gerçekleştirilir ve deri grefti ya da doku flebi gibi yöntemler tercih edilir. Rekonstrüksiyonun amacı, hem yaranın hızla kapanmasını sağlamak hem de hastaya üzerine basabileceği işlevsel bir ayak kazandırmaktır.

Ücretsiz Bilgi Alın

Tedavi Sonrası Ayak Bakımı

Bir kronik yara ve diyabetik ayak kliniğinin temel amaçlarından biri, tedavi edilen hastaların ayaklarında yeni yaraların oluşmasını engellemek ve düzenli izlemle hastaların sağlık durumlarını kontrol altında tutmaktır. Tedavi sonrası, hastalara destek sunulması büyük önem taşır. Bu doğrultuda, klinikte hastalara şu hizmetler sunulmalıdır:

  • Tedavi sırasında veya sonrasında hastalara ayaklarına uygun ayakkabı hizmeti sunulması, kliniğin önemli bir destek hizmeti olarak sağlanmalıdır.
  • Uzun süren tedavi süreci sonunda oluşan hareket kısıtlılıklarının giderilmesi için fiziksel tıp ve rehabilitasyon hizmetinin kliniğimizde sağlanması,
  • Doğru beslenme alışkanlığı kazandırmak amacıyla hastalara uygun diyet programlarının hazırlanması,
  • Hastanın ayağına yönelik tıbbi bakımın düzenli olarak yapılabilmesi için podoloji hizmetinin sağlanması gereklidir.
Ücretsiz Bilgi Alın

Hasta Yorumları

Kliniğimizde interdispliner ve hasta odaklı bir yaklaşımla diyabet ayak komplikasyonlarını ilgilendiren tüm konularda hizmet veriliyor.
avatar1

Cengiz Topcu

İki bacağımda da dizimden aşağıda ciddi yaralar bulunuyordu. Op. Dr. Orhan Rodoplu'nun tedavisi sayesinde bu yaralardan kurtuldum. Herkese tavsiye ediyorum.
avatar2

Ender Yurdakul

Sık sık ayağımı burkuyordum. En son ayağımı burktuğumda, topuğumda minik yaralar çıkmaya başladı. Uzun zaman tedavi için çeşitli doktorlara başvurdum ama sonunda doğru tedaviyi Op. Dr. Orhan Rodoplu ile buldum.
avatar3

Fatma Gürbüz

Ayaklarımda kimsenin derman olamadığı yaralar vardı. Yaralara ne uygulanırsa uygulansın kapanmadı. Ancak şimdi iyiyim ve yaralarım yavaş yavaş iyileşiyor. Buradan doktorum Op. Dr. Orhan Rodoplu’ya teşekkürlerimi iletiyorum.
avatar4

Gülizar Reşat

Şeker hastasıyım. Ayaklarımda yanma, elektrik çarpması hissi, ağrı ve karıncalanma gibi rahatsızlıklarım vardı. Şükür ki ayağımda yara açılmadan bu rahatsızlıklarla başvurduğum Op. Dr. Orhan Rodoplu sayesinde sağlıklı bir şekilde tedavi oldum.
avatar5

Hamza Akman

Ayağımın alt kısmında ve parmaklarımda açık yaralar vardı. Gittiğim her yerde parmaklarımın kesilmesi gerektiğini söylediler ve kurtulamayacağımı anlattılar. Ancak Op. Dr. Orhan Rodoplu sayesinde şimdi sapasağlamım. Tedavisiyle beni kurtardı.

Hakkımda

Uludağ Üniversitesi'nde lisans eğitimi almış olan Op. Dr. Orhan Rodoplu ihtisasını Bursa Yüksek İhtisas Kardiyoloji ve Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapmış ve "Operatör Doktor" ünvanını almıştır.
  • Sağlık hizmeti standartları, fiziki özellikleri, tıbbi cihaz parkuru ve teknik donanımı ile kapsamlı bir kliniğiz.

  • Hastalarımızın özellikle ayakta tanı ve tedavi işlemlerinde alacakları tüm hizmetlere kolay erişim sağlar.

  • Kliğiniğimiz ileri teknoloji ürünü tıbbi cihazlarla donatılmıştır.

  • Diyabetik ayaktan, kalp ve damar hastalıklarına, lenfödemden lipödeme geniş yelpazede hizmet vermekteyiz.

Teknoloji

Bünyemizde yer alan diyabetik ayak ve kronik yara ve tedavisinde kullandığımız cihazlara ait fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kliniğimizde, hastaların tüm tedavi ihtiyaçlarına tek bir noktadan ulaşmasına olanak tanıyoruz.
Kimler diyabetik ayak gelişimi açısından risk altındadır?
Her yedi diyabet hastasından birinin hayatının bir döneminde ayağında yara açılabilir. Bu nedenle, kimlerin diyabetik ayak gelişimi açısından risk altında olduğunu belirlemek için her diyabet hastasının düzenli kontrollerden geçmesi büyük önem taşır. Diyabetik ayak gelişimi açısından daha fazla risk taşıyan hastalar ise şunlardır:

Kan şekeri seviyesi yüksek seyreden kişiler, ayaklarında daha önce yara açılmış olanlar, ayakta his kaybı bulunanlar, diyabete bağlı böbrek hasarı gelişmiş olanlar, görme bozukluğu veya kaybı yaşayanlar, damar tıkanıklığı bulunanlar, ayak bileği hareketliliği azalmış olanlar, ayaklarında şekil bozukluğu olanlar, kuruluk ve çatlaklara sahip kişiler, yetersiz ayak bakımı yapanlar, ayak temizliğine dikkat etmeyenler, sigara kullananlar, obez (şişman) kişiler, 65 yaş ve üzerindeki bireyler, ayak ve tırnaklarında mantar enfeksiyonu bulunanlar, yanlış ayakkabı kullananlar veya çıplak ayakla dolaşanlar, diyabetik ayak açısından daha yüksek risk altındadır.
Diyabetik ayak bakımı nasıl yapılmalıdır?